Dr. Selim PANÇ Hakkında

You are missing some Flash content that should appear here! Perhaps your browser cannot display it, or maybe it did not initialize correctly.

BASINA VE KAMUOYUNA

       Gün geçmiyor ki medyada, hekimlere ve sağlık çalışanlarına yönelik hasta ve hasta yakınları tarafından bir fiziki şiddet haberi, bir şiddet görüntüsü yayınlanmasın. Gün geçmiyor ki, görevi başında çalışan hekim ve sağlık çalışanına kötü muamele ve kötü bir davranışta bulunulmasın.

       Son olay; Bandırma Devlet Hastanesi’nde görevli, meslektaşımız Balıkesir Tabip Odası Yönetim Kurulu Yedek Üyesi Kardiyoloji Uzmanı Dr. Selim Panç ‘a sorumluluk sahibi olması gereken sivil toplum örgütü Memur-Sen Bandırma Şubesinin yapmış olduğu, çirkin, mesnetsiz, gerçekdışı beyanatıdır.

       Ülkemiz sağlık ortamı ve sağlık çalışanları açısından, bu gidişat iyi değildir. Balıkesir Tabip Odası olarak bizi asıl endişelendiren durum da budur. Çünkü toplumu doğru bilgilendirmesi gerekenler, iktidar erkini de ardına alarak, hiçbir araştırma yapmadan, ne meslektaşımızla ne de tabip odasıyla da hiç görüşmeden, hekimlik mesleği üzerinden, Bandırma’da meslektaşları ve halk tarafından çok sevilen değerli bir hekim arkadaşımızı gerçek dışı açıklamalarıyla rencide etmişlerdir.

       Biz, meslektaşımıza karşı yapılan bu tutumu Balıkesir Tabip Odası olarak kınıyoruz.

       Peki olay nedir?

       Meslektaşımız Dr.Panç, “birlikte aynı hastanede çalıştığımız hemşire hanımın eşi olaydan bir gün önce, yani 2 mayıs 2012’de Bandırma Devlet Hastanesi kardiyoloji polikliniğine geldiklerini, ritm bozukluğu tanısı koyduğunu, hemşire hanım ve hasta eşine gerekli bilgilendirmeyi yaptıktan sonra, acil doktoruna hitaben gerekli tedaviyi bildiren bir yazı tertipleyerek acil servise gönderdiğini, tedavi bitiminde tekrar yeni EKG ile polikliniğe gelmelerini söylediğini, daha sonra, eşi hemşire hanımın getirdiği yeni EKG’ de hastanın ritminin normale döndüğünü gördükten sonra, bu hastalığın kesin tedavisi için, gerekli olan yöntemde bu alanda uzmanlaşmış bir doktor arkadaşının ismini ve cep telefonunu da yazıp hemşireye verdiğini” açıklamıştır.

        Olay günü yani 3 Mayıs 2012’de ise, “şef nöbetçisi olduğunu, saat 19.50’ de acil servisten başka bir hastayı yaygın kalp krizi teşhisi ile koroner yoğun bakıma yatırdığını, bu hastanın acil tedavisiyle uğraşırken, saat 20.15’de acil servise hasta ve hemşire eşinin geldiğini, acil hekimi tarafından kendisini hastanın gerekli tetkiklerini yaparak yoğun bakımı aradığını, hasta hakkında gerekli bilgiyi verdiğini, önceden bildiğimi ve yeni bilgileri de aldığımı, tetkiklerini öğrendiğimi, EKG’ sinin de bir önceki gün, benim değerlendirdiğim EKG ile aynı olduğunu aktardığını, yapması gerekenleri acil hekimine sözlü olarak ilettiğini ve tedaviden sonra kendisini bilgilendirilmesini söylediğini, tedaviden sonra tekrar aradığını ve hastanın ritminin düzelmediğini söylediğini, bu durumda yapılması gereken koroner yoğun bakıma yatırılarak müşahedeye almak ve gereğinde kardio-versiyon (elektro şok) yapılması olduğundan, söz konusu hastanın acilden koroner yoğun bakıma yatışının yapılarak yukarı gönderilmesini istediğini, ancak hastanın eşi olan hemşire hanımın yoğun bakımı telefon ile arayarak, hastasını yatırmayacağını, hastasına bu tedaviyi yaptırmak istemediğini ve hastasını başka bir hastaneye götüreceğini söyleyerek telefonu kapadığını, yine acil hekiminin tüm uyarılarına rağmen, böyle bir durumda gerekli evrakları bile doldurmayı reddederek, hastasını özel araç ile götürdüğünü öğrendiğini ve daha sonra hastayı Bursa’da özel bir hastaneye götürdüklerini duyduğunu, bu hastanede de aynı teşhis ile yatırılıp tedavisi yapıldıktan bir gün sonra da taburcu edildiğini, hastanın hekimi olan meslektaşım Kardiologdan bizzat öğrendiğini” açıklamaktadır.

        Sonra ne oldu?

         Memur-Sen Bandırma Şubesi düzenlediği basın toplantısında, “ilçe devlet hastanesinde sağlık skandalının yaşandığını, 3 Mayıs 2012 saat 20.00’de Bandırma Devlet Hastanesi acil servisine aynı hastanede görevli olan N.K. eşi H.K’yi getirmiştir. Acil hekiminin hastanın kalp spazmı geçirdiğini ifade ederek, derhal o gece nöbetçi olan Kardiyoloji Uzmanı Dr.Selim Panç’a haber verildiğini, Ancak Dr. Selim Panç acil servisine gelmediğini, hasta yakını N.K. bizzat ikinci kez Dr.Selim Panç’ın bulunduğu odaya giderek durumu anlatmasına rağmen birsaat onbeş dakika beklemiş,buna rağmen nöbetçi doktorun gelmediğini, hasta yakını bilinçli bir sağlık personeli olduğu için, derhal hastasını kendi imkanlarıyla vakit geçirmeden Bursa’da özel bir hastaneye götürdüğünü, derhal hastaya gerekli tıbbi müdahale yapılarak, yoğun bakım ünitesine alındığını, Hipokrat yemini eden bir uzman doktorun, nöbetçi olduğu gece , acil servise gelen hastaya, haber verildiği halde gelip bakmaması bir sağlık skandalıdır, hasta muayenelerinde, din, dil, ırk ve siyasi görüş ayırımı yapılmasına şiddetle karşıyız” demektedir.

        Tüm bu tartışmaların ışığında esas soru şudur?

  1. Dr. Panç, acilden yatırarak aynı anda tedavi ettiği koroner yoğun bakım hastasıyla ilgilenirken gelen ikinci hasta H.K için de acil hekimine gerekli direktifleri vererek, tedavi ile beraber, yatırmaları da dahil olmak üzere, yapması gerekeni yapmıştır. Kaldı ki, hasta bildiği ve tedavi ettiği bir hastadır. Hastanelerde acil servise gelen hastaya acil doktoru gerek görürse uzman doktoru davet yazısı (konsultasyon) yazarak veya telefonla davet ederek çağırır.Acil servis doktorunun hastanın durumunun iyi olması , teşhisinden şüphesi olmaması nedenleri ile Dr.Selim Pançı çağırmamıştır. Meslektaşımıza, “Yoğun bakımda diğer bir hastanın tedavisini sürdürürken, neden hastanın tedavisini bırakmadın ve hastaya bakmak için acile inmedin” denilmektedir. Oysa acil doktoru çağırmamıştır.Acildeki hastanın durumu iyidir.Çünkü yoğun bakımda daha ağır bir hasta vardır.
  2. Hasta Dr. Selim Panç’ın kendi baktığı, bildiği, tedavi ettiği ve hastalığı ile önerilerde bulunduğu hastasıdır. Hatta hasta yakını hemşire eşine ve hastaya, bu alanda uzmanlaşmış bir hekimin bilgilerini ve telefonlarını da vererek hastası için elinden gelenin en iyisini yaptığı anlaşılmaktadır. Olayın acilde ilk defa oluyormuş gibi anlatılması yanlı ve kasıtlı değil midir? Biz soruyoruz: Hekimlere karşı kışkırtıcı açıklamaların kime ne faydası olabilir?
  3. Sağlık çalışanı olan hasta yakını hemşire hanım eşinin durumunun çok riskli olduğunu düşünüyorsa (ki olabilir, hasta yakını olarak evhamlanması da normaldir) acil hekiminin uyarılarını dinlemeden, hastanın nakli için gerekli koşulların sağlanmasını bile beklemeden, hastasını apar topar özel araçla Bursa’ ya götürmeye nasıl cesaret etmiştir. En zor koşullarda görev yapan sağlık çalışanını, en iyi yine sağlık çalışanı anlamalıdır. Bu da bizi üzmüştür. Çünkü, yolda hastasının başına bir durum gelseydi bunun sorumlusu hemşire hanımın bizzat kendisi olmayacak mıydı?
  4. Memur-Sen Başkanı’nın açıklamasında ileri sürdüğü “ırk, din, dil, siyaset ayrımcılığı” nedir? Kim hangi dindendir, kim hangi ırktandır, kim hangi dildendir? Kim hangi partidendir? Anlaşılması güç bir açıklamadır. Sayın Memur-Sen Başkanı’nın böylesine çirkin bir karalamayı hangi bilgiye, kaynaklara ya da belgeye dayanarak yaptığını tüm Balıkesir ve Bandırma halkına açıklamalıdır. Çamur at izi kalır yöntemi demokrasi kültürüne yaraşır bir tutum değildir. Memur Sen’in açıklama yapmadan önce sağlıklı araştırma yapmayı ve tabip odasına başvurmayı da öğrenmesi gerekmektedir.

         Sonuç olarak, odamızın yönetim kurulu üyesi Dr. Panç, yıllardır hastalarına hizmet eden ve her kesimden herkesin takdir ettiği bir hekimdir. Meslektaşımıza yapılan bu çirkin saldırgan açıklama ve yersiz yakıştırmalar diğer meslektaşlarımızı da derinden üzmektedir.

         Sorumluluk sahibi olması gerekenleri uyarıyoruz:

         Bu mesleğin her fırsatta, siyasi alana taşınarak hekimlik onuru ve mesleğini karalamaya dönüştürülmesinden herkes kaçınmalıdır. Bu hastalar bizim hastalarımız, bu insanlar bizim insanlarımız, hasta hakları ve hekim hakları karşı karşıya getirilecek kavramlar değildir. Biz Balıkesir Tabip Odası olarak, bir kez daha, başta iktidar sahipleri olmak üzere, hekimlerin ve sağlık çalışanlarının yanında olması gereken sağlık bakanlığını, tüm demokratik kitle örgütlerini, daha dikkatli açıklama yapmaya, yersi yersiz konuşmamaya, hekimlik mesleğini icra eden biz hekimlere yönelik negatif tutumdan vazgeçmeye, toplumu bize karşı kışkırtmaktan kaçınmaya çağırıyoruz.

BALIKESİR TABİP ODASI
YÖNETİM KURULU